<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Canan Domurcaklı &#8211; Paris Yayınları</title>
	<atom:link href="https://parisyayinlari.com/kitap-kategori/yazarlar/canan-domurcakli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parisyayinlari.com</link>
	<description>Bilinçli insan, bilgili insan</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Oct 2026 09:11:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://parisyayinlari.com/wp-content/uploads/2020/07/cropped-parisfavicon-36x36.png</url>
	<title>Canan Domurcaklı &#8211; Paris Yayınları</title>
	<link>https://parisyayinlari.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yüce Dağ Başında Yanar Bir Işık Canan Domurcaklı</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/yuce-dag-basinda-yanar-bir-isik-canan-domurcakli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 07:53:55 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=2811</guid>

					<description><![CDATA[Sabah diye söyleyeyim. İşte böyle bir yerdeymişiz; “Baydığın Başında Duman Irımaz”, “Asri Gurbet Harap etmiş Köyümü” gibi bir yerde. Bizim köy lavanta çiçeklerine gömülüymüş. Nanedenmiş bütün börtü böcek sesleri, çerçilerin ayak izleri. Kadınlar omuzlarına reyhanlardan boyunduruk takıyorlarmış. Bu yüzden eflatunmuş su sesleri; gürül gürül, kırmızı damarlı, bir yangına boyanmış gibi. Hani bir tutam kekikmişim de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah diye söyleyeyim. İşte böyle bir yerdeymişiz; “Baydığın Başında Duman Irımaz”, “Asri Gurbet Harap etmiş Köyümü” gibi bir yerde. Bizim köy lavanta çiçeklerine gömülüymüş. Nanedenmiş bütün börtü böcek sesleri, çerçilerin ayak izleri. Kadınlar omuzlarına reyhanlardan boyunduruk takıyorlarmış. Bu yüzden eflatunmuş su sesleri; gürül gürül, kırmızı damarlı, bir yangına boyanmış gibi. Hani bir tutam kekikmişim de yağın içinde yavaş yavaş yanışımı, yanarken kokumun havada dağılışını, başka bir bedenle kedilerin tırnağına, karıncaların kanadına yapışıp bal, kaymak sandıklarında soluk alışımı izliyormuşum desem&#8230; Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bizim köy lavanta çiçeklerine gömülüymüş.</p>
<p>Canan’ın dili öyle güzel şeyler söylüyor, eli öyle güzel şeyler yazıyor ki, öykülerin o sarhoş eden hüznü ve aşk dolu kalbi sizi sarıp sarmalıyor. Bir türküden öteki türküye atıyor sizi. Adres ararken aradığını unutuyor, sohbet ederken dalıp gidiyor, Anadolu’nun iç sesi oluyor yer yer, bize insan olduğumuzu hatırlatıyor…</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
