<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih &#8211; Paris Yayınları</title>
	<atom:link href="https://parisyayinlari.com/kitap-kategori/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parisyayinlari.com</link>
	<description>Bilinçli insan, bilgili insan</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Oct 2026 10:43:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://parisyayinlari.com/wp-content/uploads/2020/07/cropped-parisfavicon-36x36.png</url>
	<title>Tarih &#8211; Paris Yayınları</title>
	<link>https://parisyayinlari.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Acının Kültürel TarihiJavier Moscoso</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/acinin-kulturel-tarihi-javier-moscoso/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 20:39:20 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=3641</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote>Acı sadece fizyolojik bir olgu mudur? Yoksa tarih boyunca değişen anlamlandırma biçimleriyle, kültürel ve düşünsel bir inşa sahası olarak değerlendirmek mi gerekir?</blockquote>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Javier Moscoso’nun Acının Kültürel Tarihi adlı çalışması, insan acısının Rönesans’tan günümüze kadar nasıl temsil edildiğini, nasıl paylaşıldığını ve nasıl kavramsallaştırıldığını inceliyor. Tarih ile felsefe arasında konumlanan bu kapsamlı eser, acının deneyimlenmesini mümkün kılan –temsil, sempati, taklit, tutarlılık ve anlatısallık gibi– tarihsel formları mercek altına alıyor.Moscoso, acının yalnızca bedensel fonksiyonuna değil, aynı zamanda ahlaki, toplumsal ve politik yönüne de odaklanarak, bireyler ve topluluklar nezdinde ne anlama geldiğini sorguluyor. Tıp tarihi, sanat tarihi, edebiyat ve düşünce tarihi ekseninde yürütülen bu disiplinlerarası inceleme, acıyı sadece bir semptom olarak değil, kültürel bir anlatı olarak ele alıyor.</p>
<p><em>El Mundo </em>gazetesinin 2011’de en iyi on kurgu-dışı kitaptan biri olarak değerlendirdiği <strong><em>Acının Kültürel Tarihi</em></strong>, temel insani deneyimleri tarihsel bağlamları içinde anlamaya yönelik önemli ve çığır açıcı bir katkıdır.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemde Bir Başıma Hans Fallada</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/ulkemde-bir-basima-hans-fallada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Mar 2025 10:58:44 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=3599</guid>

					<description><![CDATA[“Nazi dönemi zindanlarında yazılmış büyüleyici bir belge.” The Independent

“Zarif ve rahatsız edici... Üçüncü Reich dönemine dair en güçlü tanıklıklardan biri.” The Economist]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hans Fallada, 1944 sonbaharında bir hapishane hücresinde Nazi diktatörlüğü altındaki yaşamını, kendi deyimiyle “içsel göç” dönemini kaleme alır. Hiçbir şeyin insanları şaşırtmadığı, şaşırmanın çoktan unutulduğu bir dünyada Nazilerden ziyade Alman aydınlarının basiretsizliğini, gammazcılık yarışına tutuşan yurttaşlarını, entelektüel yoldaşlarının kayıtsızlığını hesaba çeker.</p>
<p>İtiraf niteliğindeki bu yazıları kâğıda dökmek Fallada için kolay değildir. Öyle ki, 1944’ün karanlık atmosferinde giriştiği “kendini sorgulama” sorumluluğu “hayatta kalma stratejisine” dönüşür. Pençesine düştüğü son büyük Alman çılgınlığını tüm boyutlarıyla irdelerken, binbir farklı şekilde tezahür eden bu kötülüğü yaratanın aslında kim olduğunu arar: Viyana banliyölerine has şivesi ve saralılarınkine benzeyen hareketlerle yaygaracılık yapan, tehdit etmekten ve hunharlıktan aldığı keyfi kanlı infaz fantezileriyle kürsülerden deklare eden Hitler midir tek müsebbibi? Direnmesi beklenen güçlerin dağınıklığına ne demeli peki? Düşmanın canına ot tıkadığı anayasaya umarsızca sadık kalmayı yeğleyen hukukçulara? Nazilerin sloganlarının arkasına takılıp, kendilerinin de ne kadar “milli” olduklarını ispat etmeye çalışan sosyal demokratların ihanetine? Sopa yiyenlerden biri olmamak için sopa atanların saflarına doluşanlara? O müphem sarhoşluğun, birlik ve beraberliğin çekim gücüne kapılanlara ne demeli?</p>
<p>Kışkırtıcı, uzun yıllar boyunca kaybolduğu sanılan ve otoriterlik ortadan kalkmadığı sürece güncelliğini hiç yitirmeyecek <em>Ülkemde Bir Başıma</em> ilk kez Türkçede.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezalandırmanın Tarihi Lewis LYONS</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/cezalandirmanin-tarihi-lewis-lyons/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 May 2018 16:40:04 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=1984</guid>

					<description><![CDATA[<em><strong>Cezalandırmanın mantığı nedir?</strong></em>

Hammurabi Kanunları’ndan günümüze; intikam, caydırma ve engelleme üzerine kurulu olan cezalandırma teknikleri toplumlar genelinde ne kadar başarılı olmuştur?

Kaç insanın hayatı sıklıkla değişen kanunlar ve işkence aletleri altında ezilmiştir?

&#160;

Suç oranları yapılan kanunlar ve uygulanan cezalandırma yöntemleri ışığında yüzde kaç oranında düşmüştür? Sahiden düşmüş müdür?

“Cellat Pierrepoint: Devlet adına, ölümü -ölüm ne kadar adil veya haksız olursa olsun- en insani ve asil şekilde sağlama görevini yerine getirdim… Deneyimlerimin meyveleri ağzımda acı bir tat bıraktı, zira gerçekleştirdiğim yüzlerce infazın her birinin o ya da bu şekilde yeni cinayetleri önlemiş olduğuna inanmıyorum. İdam cezası, bana göre, intikamdan başka bir şey değildir.”]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşkencenin Tarihi Brian INNES</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/iskencenin-tarihi-brian-innes/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 May 2018 16:36:52 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=1983</guid>

					<description><![CDATA[İtiraf alma amaçlı “sertlikle” kasıtlı “zulüm” arasında akıl almaz incelikte bir çizgi…

İnsanlığını, vicdanını, ruhunu kaybeden işkenceciler; eklemleri etlerinden fırlayan, gözleri oyulup tırnakları çekilen, kendi kan gölünde boğulan mahkûmlar…

Zihin işkenceleri, Demir Maske, Skeffington Prangası, Çivili Tabut, Bakirenin Öpücüğü, İspanyol Sandalyesi ve daha niceleri… Bu kitap size, içine doğmuş olduğunuz dünya düzenini sorgulattıracak.

“Mowung, insanüstü iradesiyle yavaş ve temkinli kesim sürecinde sessizliğini korudu; önce yanakları, sonra göğüsleri, kollarının alt ve üst kasları, bacaklarının etleri ve bunun gibi pek çok yeri hayati noktaları zarar görmeyecek şekilde bedeninden sıyrıldı. Ağzını yalnızca bir kez açtı, hemen öldürülmek istediğini söyledi -bu arzusu kurbanına işkence etmekten vahşice zevk alan işkenceciler tarafından umursanmadı bile.”]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlığın Hazineleri Thorkild Jacobsen</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/karanligin-hazineleri-thorkild-jacobsen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2017 00:35:46 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=1902</guid>

					<description><![CDATA[<em><strong>Mezopotamya Dininin Tarihi</strong></em>

Milattan dört bin yıl önceye dönüyoruz… İnsanoğlunun dünya yüzeyinde yaşamaya başlamasının ardından toprağı işleyip kentler kurmaya, kurdukları kentlerin etrafına surlar örmeye başladığı günlere. Artık çok geçmişte kalmış bu kadim günlerde, insanın çevresine egemenlik kurmaya başladığı çağların birazcık öncesinde fırtına tanrısı, gökyüzü tanrısı, bereket tanrısı gibi tanrılar vardı, ama onlar sadece işlerini yapıyor ve insanın kaderiyle hiç ilgilenmiyorlardı.

&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Derken bir şeyler oldu ve bu ilahi varlıklar kendilerine tapmaya başlayan insanın kaderiyle de ilgilenmeye başladılar. Çünkü insanlar arasından bir grup öne çıkıp bu tanrıları yaşadıkları kentlere bağlamışlardı, ki zaman içinde rahipler sınıfını oluşturacak olan bu insanlar seçtikleri tanrıların yaşayabilmeleri için kentlerde görkemli tapınakların yükselmesine, karınlarını doyurup mutlu olmaları için onlara adaklar sunulmasına diğerlerini ikna ettiler. Zamanla tanrılar insani görünümlere bürünürken, insanlar da tanrısal nitelikler yüklenmeye başlayacaktı.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümün Tarihi Michael KERRIGAN</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/olumun-tarihi-michael-kerrigan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2018 09:07:13 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=2028</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote><em>"Memento Mori"</em></blockquote>
Kendine özgü yaşam ritüellerini bir potada eritebilen gerçeklik: Ölüm!

Kimine göre bir son, kimine göre bir başlangıç...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ölümde iki şey başımıza gelebilir: Ya kişi yok olur tüm algılarını bir hiçlik denizinde yitirir ya da birçok insanın inandığı gibi bu bir değişimdir, ruhun başka bir diyara göçüdür. O diğer dünyaya Orpheus, Musaeus, Hesiod  ve Homeros’la sohbet etmek için kim gitmek istemez ki?</p>
<p>Ayinler, hayaletler arası evlilikler, mumyalama teknikleri, ölüm maskeleri, mezar hediyeleri, defin eğlenceleri ve birbirinden enteresan bakış açılarıyla serinin son kitabı <em>Ölümün Tarihi</em>, insan bedeniyle vedalaşma imtihanına ışık tutuyor.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
