<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Araştırma &#8211; İnceleme &#8211; Paris Yayınları</title>
	<atom:link href="https://parisyayinlari.com/kitap-kategori/arastirma-inceleme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parisyayinlari.com</link>
	<description>Bilinçli insan, bilgili insan</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Oct 2026 10:50:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://parisyayinlari.com/wp-content/uploads/2020/07/cropped-parisfavicon-36x36.png</url>
	<title>Araştırma &#8211; İnceleme &#8211; Paris Yayınları</title>
	<link>https://parisyayinlari.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kültürel Tarih Seti:  Acının, İşkencenin, Ölümün ve Cezalandırmanın Tarihi</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/kulturel-tarih-seti-acinin-iskencenin-olumun-ve-cezalandirmanin-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 11:38:00 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=4249</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote><em>Acının, İşkencenin, Ölümün ve Cezalandırmanın Tarihi</em> başlıklı kitaplarımız, insanlık tarihinin en karanlık ve çoğu zaman göz ardı edilen yönlerini ele alan kapsamlı çalışmalardır.</blockquote>
<p style="text-align: right;"></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: left;"></div>
<div style="text-align: left;">Bu dizide yer alan kitaplar; farklı dönemlerde uygulanan cezalandırma yöntemlerini, işkence pratiklerini, acıyı duyumsama çeşitlerini ve ölüm biçimlerini tarihsel bağlamı içinde incelerken, aynı zamanda bu uygulamaların arkasındaki toplumsal, siyasal ve kültürel dinamikleri de ortaya koymaktadır. Antik çağlardan modern döneme uzanan geniş bir perspektifle hazırlanan dizimiz, tarihsel bilgi sunmanın ötesinde ceza, ölüm, işkence ve acı kavramının felsefi dönüşümlerini sorgulamaktadır.</div>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlanmayı Durdurmak Antonella Viola</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/yaslanmayi-durdurma-antonella-viola/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 13:07:46 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=4355</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: center;">Yaşlanma herkesin farklı şekilde deneyimlediği ancak hepimizi etkileyen evrensel bir süreçtir. Antonella Viola bu doğal dönüşümü bilimsel bir yaklaşımla ele alarak yaşlanmayı reddetmek yerine bilinçli bir şekilde kabullenmenin önemini vurguluyor.</p>
</blockquote>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Vücudumuz yaşam boyu sürekli değişir ve her değişim dengede olmayı gerektirir. Yaşlanmak işlev kaybıyla ilişkilidir ve bu da bizi daha kırılgan hale getirir. Ancak yaşlanmanın tüm belirtileri zararlı değildir. Beyaz saçlar ya da kırışıklıklar sağlığımıza zarar vermez, sadece yaşlanmanın dışa yansıyan işaretleridir. Asıl mesele kalbimizi sağlıklı ve kaslarımızı güçlü tutmaktır.</p>
<p style="text-align: center;">Viola yaşlanmanın biyolojik ve evrimsel nedenlerini açıklarken yanlış teoriler ve moda diyetlerden uzak, bilimsel gerçeklere dayalı bir rehber sunuyor.</p>
<p style="text-align: center;">Biyolojik yaş nedir ve nasıl hesaplanır?</p>
<p style="text-align: center;">Kadınların üreme yeteneği neden belli bir yaşta sona erer? Vücudun yaşlanmaya başladığı belirli bir zaman var mı?</p>
<p style="text-align: center;">Bu gibi sorulara yanıt bulacağınız kitap zamanı geri çeviremeyeceğimizi ama onu doğru bir ruh haliyle karşılayabileceğimizi gösteriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Yaşlanmayı Durdurmak </em></strong>gençlik saplantısından uzaklaşıp yaşamın her aşamasını bilinçle karşılamaya davet ediyor.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jestlerin Dili Wilhelm Wundt</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/jestlerin-dili-wilhelm-wundt/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:20:13 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=4315</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote>Bedenimizin her bir hareketinin, toplumsal hafıza ve evrimsel sürecin izlerini taşıyan psikolojik birer belgeye dönüştüğü <em>Jestlerin Dili</em>, insanın neden ve nasıl anlaştığı sorusu güncelliğini yitirmedikçe eskimeyecek bir klasik niteliğinde!</blockquote>
<p style="text-align: right;"></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Wundt, yazmanın ve konuşmanın sonradan kazanılan zorlayıcı süreçler olması nedeniyle jestlerin yapay birer “icat” veya konuşmanın “ikamesi” olduğu yönündeki yaygın toplumsal inancı yıkar. Ona göre jestler “sessiz bir anlaşma” biçiminden çok insanlığın ortak ruhu olarak tanımladığı Völkerpsychologie kavramının en somut yansımalarından biridir.</p>
<p>Jestleri, yön gösteren (işaret edici), fiziksel dünyayı taklit eden, soyut kavramları simgeleyen ve sembolik anlamlar taşıyan hareketler olarak dört ana evrimsel grupta sınıflandıran Wundt’un nihai çıkış noktası, insan bilişinin ve zihninin işleyiş ilkelerini deşifre etmektir. Dilin henüz kelimelere dökülmediği, düşüncenin yalnızca bedenle can bulduğu o kadim kökenleri incelerken, her bir el hareketinin yahut bakışın rastgele birer devinim olmadığını; aksine insan zihninin evrensel yasalarını taşıyan bir sistemi işaret ettiğini öne sürer. Diller ve iletişim biçimleri üzerine çalışmanın insan zihninin karanlık noktalarını aydınlatacak en güçlü anahtar olduğu savıyla, teorisini sağır-dilsizlerden ilkel kabilelere, sessizlik yemini eden keşişlerden Kızılderililere uzanan çok yönlü bir satıhta titizlikle sınamaya koyulur.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Revizyon Sanatı: Son Sözü Kurmak Peter Ho Davies</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/revizyon-sanati-son-sozu-kurmak-peter-ho-davies/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 20:43:33 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=4287</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote><em>“Bir binanın inşasında iskele ne kadar vazgeçilmezse, bir metnin ilk taslağında ayrıntılar da o denli gereklidir. Ne var ki yapı tamamlandığında iskele nasıl sökülürse, hikâye kurulduktan sonra da bu ayrıntıların geri çekilmesi gerekir.
Böylesi bir kavrayıştan sonra Ernest Hemingway’in tavsiyesine kulak verebiliriz: Kurguyu ayakta tutan bilginin bir kısmını bilinçli olarak ‘dışarıda bırakmak’, yani </em><em>iskeleyi sökmek.”</em></blockquote>
<p style="text-align: right;"></p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Revizyon </em><em>Sanatı: </em><em>Son</em><em>Sözü</em><em> Kurmak</em></strong>’ta Peter Ho Davies, yazarlık üzerine sıkça konuşulan ama çoğu zaman yeterince anlaşılamayan bir meseleye odaklanıyor: revizyon. Yazma sürecinin ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen, okurun karşısına her zaman metnin yalnızca son hâli çıkar; bu yüzden revizyon süreci çoğu zaman görünmez, hatta gizemli kalır. Davies, bu görünmezliği ortadan kaldırmak için hem kendi romanlarından hem de Flannery O’Connor, Carmen Maria Machado ve Raymond Carver gibi yazarların metinlerinden örneklerle büyük yapıtlardaki revizyonun izini sürerek bir metnin nasıl değişip dönüşebileceğini gösteriyor.</p>
<p>Davies, hikâyemizi en iyi nasıl anlatacağımıza ancak onu gerçekten <em>bildiğimizde </em>karar verebileceğimizi öne sürer; fakat onu bilmenin yolunun da önce anlatmaktan geçtiğini ekler. Sonuç, çoğu zaman taslağın sonuna doğru ortaya çıkan bir geri besleme döngüsüdür: Hikâyeyi anlatma biçimimizin sınırlı ya da kısıtlayıcı olduğunu, yazmakta olduğumuz metni en kusursuz hâliyle sunmadığını fark ederiz. Bu farkındalık ise hikâyeyi köklü biçimde yeniden düzenlemeye zorlar. Bu nedenle bir romanın ilk taslağını tamamlamak çoğu zaman çetrefilli ve yanıltıcıdır; çünkü bitirdiğimiz taslak, neredeyse hiçbir zaman yola çıktığımız taslak değildir.</p>
<p><em>The Welsh Girl </em>(Galli Kız) ile 2007 <strong>Man Booker Ödülleri </strong>uzun listesine giren Peter Ho Davies’ten, yazma ve yeniden yazma pratiklerine dair yenilikçi bir çalışma.</p>
<p>&nbsp;</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ötekiler Nasıl Yaşar? Jacob A. Riis</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/otekiler-nasil-yasar-jacob-a-riis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 09:37:24 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=4117</guid>

					<description><![CDATA[<em>“Polis nihayet geçidin idaresini ele aldığında ve ıslah çalışmalarının ilk adımı olarak tüm ‘serseriler’ sürüldüğünde, edinilen tecrübeler doğrultusunda yapılan ilk iyileştirmelerden biri kanalizasyon girişine özel bir ızgara yerleştirmek olmuştu. Resmî raporda açıkça ifade edildiği üzere bu ızgara, ‘kanalizasyonları ve bağlantılı mahzenleri birer saklanma yerine çevirmeye meyilli kişilerin içeri girmesini engellemek amacıyla’ yerleştirilmişti. Gerçek şu ki, büyük tonozlu kanalizasyonlar Bataklık Melekleri olarak anılan hırsızlar için bir kaçış güzergâhı olmuştu. Polis tarafından kovalandıklarında hem bu kanalizasyonları kullanarak kolayca kaçıyor hem de çaldıkları malları burada saklıyorlardı.”</em>

&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Ötekiler</em> <em>Nasıl</em> <em>Yaşar?</em> </strong>Jacob A. Riis’in 1880’ler New York gecekondu mahallelerinde hüküm süren yaşam koşullarını belgelediği, fotojurnalizmin öncü ve kurucu eserlerinden biridir.</p>
<p>Riis, hızla büyüyen New York’ta nüfus artışıyla birlikte birer müşterek meskene dönüşen kiralık evleri, bu alanlarda ortaya çıkan sağlık krizlerini ve kamusal ihmali ayrıntılı biçimde ele almış; suçun, yoksulluğun ve hastalığın münferit vakalar değil, modern kent yaşamının kurucu unsurları olduğu perspektifiyle ifşa edici gazeteciliğin (muckraking) ilk örneklerini literatüre kazandırmıştır.</p>
<p>Kentin orta ve üst sınıflarının büyük ölçüde habersiz olduğu bir dünyayı görünür kılan <em>Ötekiler Nasıl Yaşar? </em>hem bir sosyal reform çağrısı hem de 19. yüzyıl kent yaşamının çarpıcı bir panoraması olmasının yanı sıra, Jack London’ın <em>Uçurum İnsanları </em>(People of the Abyss) kitabına ilham vermesiyle  de  etkisini  Amerika’nın ötesine taşımıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk mı? Bağımlılık mı? Walter Riso</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/ask-mi-bagimlilik-mi-walter-riso/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 08:24:37 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=3941</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote>Çehov’un da dediği gibi, uzun süreli birliktelikler her zaman aşkın ya da mutluluğun göstergesi değildir. Bazen bu bağ yalnızca çıkar, korku, suçluluk hatta kin üzerine kurulmuş olabilir.</blockquote>
&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Walter Riso, duygusal bağımlılığın zamanla bireyi nasıl derin bir yıkıma götürdüğünü gözler önüne seriyor. Partnerimize tüm benliğimizle gönül vermenin kendimizi imha etmek anlamına gelmediğine; aksine, öz değerlerimizi koruyarak sağlıklı bir ilişki kurabileceğimize inanıyor elbette. Ama bu inancın ne gibi felaketlere gebe olduğunun da farkında… İşte bu sebeple, haysiyetli bir ilişkinin ilkelerini –kaybetme, yalnızlık ve terk edilme korkularıyla çırpınan– “hastalarıyla” gerçekleştirdiği terapiler vesilesiyle bir bir saptamaya koyuluyor. Yani, “onlardan” muğlak olarak edindiğini, bizlere belirgin olarak iade ediyor.</p>
<p>Fakat daima cevabını bildiğimiz sorular etrafında veciz cümleler kurmak değil Riso’nun amacı. <em>Aşk mı? Bağımlılık mı? </em>diye sorarken esas niyeti şu: sorunun şiddetiyle cevabın sessizliği arasında bizi bir başımıza bırakmak.</p>
<p>Öyle ya, hiçbir büyük eser sorduğu soruya cevap vermemiştir, onu büyük yapan tam da bu askıya alma halidir<em>.</em></p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Filozof Şair: Lucretius, Dante ve Goethe George Santayana</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/uc-filozof-sair-lucretius-dante-ve-goethe-george-santayana/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 12:46:31 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=3895</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote>Duyusal deneyimin, kültürel formların ve hayal gücünün düşünceyle kurduğu ilişkiyi ters yüz eden provakatif bir zekâ: George Santayana.</blockquote>
&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Santayana, Avrupa şiir geleneği içinde felsefi düşüncenin imkânlarını araştırırken, şiir ile felsefenin birbirine karşıt etkinlikler olduğu yönündeki Platoncu mirası sorgular. Ona göre felsefe ile şiir, evrenin doğasına ilişkin bütünlüklü bir tasavvur ortaya koyma çabasında birleşirler; bu birleşme ise insan zihninin hem düşünsel hem estetik düzlemde hakikati sorgulamasına olanak tanır. Santayana, bu görüşünü somutlaştırmak adına üç büyük ustayı kendi poetik-felsefi evrenlerinde zirveye yerleştirir. Ancak hiçbiri tüm yönleriyle ideal değildir. Lucretius, doğalcı evren anlayışıyla fiziksel dünyanın kapsamlı bir tasvirini sunar; fakat bu sistematik bütünlük, bireysel deneyimi tekdüzeleştirme riski taşır. Dante, aşkın bir düzlemde kurduğu kozmolojisiyle insan deneyimini yüksek bir anlam sistemine yerleştirir; ne var ki bu sistemde doğa, ahlaki ve teolojik bir düzene tabi kılınır. Goethe ise romantik bir yaklaşımla bireysel tecrübeye dramatik ve dinamik bir perspektif kazandırır; ama onun da görme biçimi fragmante bir zenginlik sunmaktan ötesine geçmez.</p>
<p>İdeal bir şair-filozofun hangi koşullar altında nasıl doğacağını hepimizden önce saptayan Santayana, <em>Üç Filozof Şair’</em>le onu şimdiden selamlar.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acının Kültürel TarihiJavier Moscoso</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/acinin-kulturel-tarihi-javier-moscoso/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 20:39:20 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=3641</guid>

					<description><![CDATA[<blockquote>Acı sadece fizyolojik bir olgu mudur? Yoksa tarih boyunca değişen anlamlandırma biçimleriyle, kültürel ve düşünsel bir inşa sahası olarak değerlendirmek mi gerekir?</blockquote>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Javier Moscoso’nun Acının Kültürel Tarihi adlı çalışması, insan acısının Rönesans’tan günümüze kadar nasıl temsil edildiğini, nasıl paylaşıldığını ve nasıl kavramsallaştırıldığını inceliyor. Tarih ile felsefe arasında konumlanan bu kapsamlı eser, acının deneyimlenmesini mümkün kılan –temsil, sempati, taklit, tutarlılık ve anlatısallık gibi– tarihsel formları mercek altına alıyor.Moscoso, acının yalnızca bedensel fonksiyonuna değil, aynı zamanda ahlaki, toplumsal ve politik yönüne de odaklanarak, bireyler ve topluluklar nezdinde ne anlama geldiğini sorguluyor. Tıp tarihi, sanat tarihi, edebiyat ve düşünce tarihi ekseninde yürütülen bu disiplinlerarası inceleme, acıyı sadece bir semptom olarak değil, kültürel bir anlatı olarak ele alıyor.</p>
<p><em>El Mundo </em>gazetesinin 2011’de en iyi on kurgu-dışı kitaptan biri olarak değerlendirdiği <strong><em>Acının Kültürel Tarihi</em></strong>, temel insani deneyimleri tarihsel bağlamları içinde anlamaya yönelik önemli ve çığır açıcı bir katkıdır.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemde Bir Başıma Hans Fallada</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/ulkemde-bir-basima-hans-fallada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Mar 2025 10:58:44 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=3599</guid>

					<description><![CDATA[“Nazi dönemi zindanlarında yazılmış büyüleyici bir belge.” The Independent

“Zarif ve rahatsız edici... Üçüncü Reich dönemine dair en güçlü tanıklıklardan biri.” The Economist]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hans Fallada, 1944 sonbaharında bir hapishane hücresinde Nazi diktatörlüğü altındaki yaşamını, kendi deyimiyle “içsel göç” dönemini kaleme alır. Hiçbir şeyin insanları şaşırtmadığı, şaşırmanın çoktan unutulduğu bir dünyada Nazilerden ziyade Alman aydınlarının basiretsizliğini, gammazcılık yarışına tutuşan yurttaşlarını, entelektüel yoldaşlarının kayıtsızlığını hesaba çeker.</p>
<p>İtiraf niteliğindeki bu yazıları kâğıda dökmek Fallada için kolay değildir. Öyle ki, 1944’ün karanlık atmosferinde giriştiği “kendini sorgulama” sorumluluğu “hayatta kalma stratejisine” dönüşür. Pençesine düştüğü son büyük Alman çılgınlığını tüm boyutlarıyla irdelerken, binbir farklı şekilde tezahür eden bu kötülüğü yaratanın aslında kim olduğunu arar: Viyana banliyölerine has şivesi ve saralılarınkine benzeyen hareketlerle yaygaracılık yapan, tehdit etmekten ve hunharlıktan aldığı keyfi kanlı infaz fantezileriyle kürsülerden deklare eden Hitler midir tek müsebbibi? Direnmesi beklenen güçlerin dağınıklığına ne demeli peki? Düşmanın canına ot tıkadığı anayasaya umarsızca sadık kalmayı yeğleyen hukukçulara? Nazilerin sloganlarının arkasına takılıp, kendilerinin de ne kadar “milli” olduklarını ispat etmeye çalışan sosyal demokratların ihanetine? Sopa yiyenlerden biri olmamak için sopa atanların saflarına doluşanlara? O müphem sarhoşluğun, birlik ve beraberliğin çekim gücüne kapılanlara ne demeli?</p>
<p>Kışkırtıcı, uzun yıllar boyunca kaybolduğu sanılan ve otoriterlik ortadan kalkmadığı sürece güncelliğini hiç yitirmeyecek <em>Ülkemde Bir Başıma</em> ilk kez Türkçede.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğaçlama için El Kitabı 2.0 Koray Tarhan</title>
		<link>https://parisyayinlari.com/magaza/dogaclama-icin-el-kitabi-2-0-koray-tarhan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 09:54:46 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://parisyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=3460</guid>

					<description><![CDATA[Koray Tarhan, modern doğaçlama tiyatronun (İmpro) dünya ve Türkiye’deki tarihinin izini sürerken; doğaçlama oyunculuğun temel prensipleri üzerine öneri ve tavsiyelerde bulunarak, bugüne dek sahnelenmiş oyunların izleğinde İstanbulimpro Doğaçlama Topluluğu’nun deneyimlediği, ürettiği ve literatüre kazandırdığı birikimleri gün ışığına çıkarıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Doğaçlama İçin El Kitabı</em> hazırlanırken, doğaçlama tiyatro sanatıyla ilgilenen profesyonel-amatör kişi veya topluluklar, oyuncular, oyuncu adayları, mesleğini daha dinamik ve eğlenceli bir şekilde yürütmek isteyen eğitimciler, takım çalışmasında uyumu ve doğru enerjiyi arayanlar yahut sadece birlikte eğlenmek isteyenler için, doğaçlama tiyatro üzerine temel bilgileri ve oyunları bulabilecekleri kullanımı kolay bir rehber olması amaçlandı.</p>
<p>Koray Tarhan, modern doğaçlama tiyatronun (İmpro) dünya ve Türkiye’deki tarihinin izini sürerken; doğaçlama oyunculuğun temel prensipleri üzerine öneri ve tavsiyelerde bulunarak, bugüne dek sahnelenmiş oyunların izleğinde İstanbulimpro Doğaçlama Topluluğu’nun deneyimlediği, ürettiği ve literatüre kazandırdığı birikimleri gün ışığına çıkarıyor; tiyatro evreninde gittikçe daha yaygın bir zemin bulmaya başlayan bu yeni yaklaşımı tarihsel kökleri ve gelişimi itibarıyla irdeliyor.</p>

    <div class="xs_social_share_widget xs_share_url after_content 		main_content  wslu-style-1 wslu-share-box-shaped wslu-fill-colored wslu-none wslu-share-horizontal wslu-theme-font-no wslu-main_content">

		
        <ul>
			        </ul>
    </div> 
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
